I. Dünya Savaşına Kadar Rus – Ermeni İlişkileri

Genel

Öz  Ermeniler Ruslarla ilk kez ticari sebeplerden ötürü 10. yüzyılda temasa geçtiler. Ermeniler,Rusları önce kendilerini Müslüman devletlerin hakimiyetinden kurtaracak bir kurtarıcı daha sonra ise bağımsız bir Ermeni Devleti kurma yolundaki en büyük yardımcı olarak gördü. Rusya ise Ermenileriİran ve Osmanlı devletleriyle yaptığı savaşlarda bir müttefik olarak kullandı. II. Katerina, 1746 yılında

 245 Halil ÖZŞAVLI  Firigler olduğu varsayımıdır.5 Bu varsayım Heredot tarihine dayanır. MÖ. V. yüzyılda yaşamıştarihçi Heredot‟a göre aslen Trakyalı olan Ermeniler, buradan küçük Asya‟daki Firigya‟yageçmişlerdir. Buraya yerleşmelerini takiben, ileride Ermenistan adını alacak olan Fıratnehrinin batısına ilerlemişlerdir.6 Hatta Med savaşları boyunca hâlâ Firigler gibigiyiniyorlardı.7 MÖ. I. yüzyılda yaşamış olan tarihçi ve coğrafyacı Strabon‟a göre ise Ermeniler ikiyönden gelmişlerdir; batıda yer alan Frigya‟dan ve güneyden, yani Zagros bölgesinden. Neticede, Yunan yorumlarının temelini oluşturan Heredot ve Strabon tezlerine göre Ermenileryörenin asıl sakinlerinden değillerdi. Buraya MÖ. XIII. yüzyılda Hitit İmparatorluğunçökmesinin ardından Küçük Asya‟da yaşanan Frig göçü ile MÖ. VIII. yüzyılda gelmişlerdi.8 Geleneksel Ermeni yorumlarına göre ise Ermeniler Babil’ den göç etmiştir. Bu tezlerV. Yüzyılın Ermeni tarihçisi olan ve birçok dillere tercüme olunan Moise de Khorene’nintarihine dayanmaktadırlar. Ermenistan’ın Karen şehrinde 407’de doğup 492′ de ölen Mois deKhorene zamanına kadar gelişen Ermeni tarihi yapılan araştırmalarla kutsal kitaplardagösterilen Ced’lere bağlanmıştır. Efsaneye göre Ermeniler Nuh Peygamberin oğlu Yasef’edayanmaktadır. Yasef’in oğlu Gomer, Gomer‟in oğlu Thiras, Thiras‟ın oğlu Thargoni,Thargoni‟nin d oğlu Hayk 9’dır. Babil kralı Bel mabudluk iddiasıyla bütün beşeriyeteegemenliğini ilan etti. Hayk onun ilahlık iddiasına karşı çıktı ve ona itaat etmedi. Bununüzerine Bel Hayk’a kızdı ve onu memleketinden kovdu. Hayk da oğlu Aramanyak ve diğer300’e varan aile efradı, hayvanları, hizmetçileri ve mallarıyla birlikte Ararat mıntıkasınaçekildi. Bir müddet sonra burasını torunu Aramanyak’ın oğlu Gatmas’a bıraktı vekendisiErivan’ın kuzeyindeki Elagöz dağına çekildi. Buraya Hayikistan veya Ermenistan denildi.10 Ermenilerin tarihi kökenine dair akademik yorumlar Hint-Avrupa Dil Gurubunadayanmaktadır. İlk kez 1837 yılında, Prof. Petermann Ermenicenin Hint-Avrupa grubudillerinden biri olduğunu ileri sürdü. Windischmann ve karşılaştırmalı dilbilimi kurucusu Boppve daha birçok Hint-Avrupa dilbilimcisi Petermann‟ın tezini desteklediler. Bunlardan Gosche,Müler ve Legarde Ermenicenin Hint-Avrupa diller grubunda bağımsız bir dal olmayıp, Hint-Avrupa grubunun İran veya Ari grubundan olduğunu iddia ettiler. Fakat 1880‟li yıllardaHübschmann bu görüşü reddetti. Hübschmann‟ın görüşüne göre Ermenice Hint-Avrupa dilgrubunun bağımsız ve kendine özgü bir dalı idi.11 Bundan ötürü bazı akademisyenler, Ermenilerin, bölgeye İranlıların atalarıyla beraber Aral denizi civarından ya da Hitit Krallığı‟nın çökmesinden sonra Frigyalılarla birlikteBalkanlardan gelmiş bir Hint-Avrupa kolonisi olduğunu düşünüyorlardı. Bazı akademisyenler“Ermeni” sözcüğüne denk gelen Ermenice “Hay”ın, Hai-yos(Hititli) kelimesinden türediğineinanmaktadırlar. Dolayısıyla göç yolları Hitit topraklarından geçen Ermeniler, bu

imparatorluğun ismini benimsemişlerdir. Bir grup akademisyen ise Armeno-FrigyalılarınKüçük Asya‟ya geçtiklerini, Muşki ismini aldıklarını ve Fırat nehrinin batısındaki bölgeyeyerleştiklerini ve Hint-Avrupa kökenli olmayan kelimelerin de dillerine buradan geçtiğineinanmaktadırlar.12 II) Ermenilerin Ruslarla İlk Teması Ermenilerin Kiev‟deki Ruslarla ilk teması 10. yüzyıla dayanır. Fakat Moskova‟dakimevcudiyetleri ancak 14. yüzyılın bitiminde belgelenebilmiştir. Altınordu devletinde tüccar,temsilci ve vergi tahsildarı olarak görev alan Ermeniler, Kafkasya, Kırım ve özellikle de Volganehirleri boyunca seyahat ederek, civar şehirlere yerleşmişlerdir.13 Ermenilerin Rusya ileilişkilerini inceleyen Ermeni araştırmacılar, 10-11. yüzyıllardan başlayarak Ermenilerin KievRusya‟sına göç ettiklerini ve 11. yüzyılın sonlarından itibaren Kiev Rusya‟sı ve güneydevletler arasında ticari ilişkilerin kurulmasında Ermeni tüccarların öneminivurgulamaktadırlar.14 İran ve Kafkasya‟da yaşayan Ermeniler 13. yüzyılın başlarından itibarenRusya‟nın güney bölgeleri ile ticaret ilişkilerini kurmuş ve buraya yerleşmeye başlamışlardır.13. yüzyılın ortalarından başlayarak güney bölgelerde özellikle, Lvov‟da Ermeni mahallelerikurulmaya başlamıştır. 13. yüzyılda Kırım‟da yaşayan Ermenilerin birçoğu Rusya‟nıngüneyinde bulunan Yazloviç kasabasına yerleşmiştir. Ermeniler burada Aziz Bogorodiçıkilisesini, daha sonra Balagoveşenya Saat Kulesini ve Aziz Grigor Manastırını inşa etmiştir.Yazloviç Ermenilerine tanınan haklar arasında toprak sahibi olmaları, ev inşa etmeleri,zanaatkarlıkla uğraşmaları ve yerel mahkemelerden bağımsız kendi mahkemelerinikurabilmeleri gibi haklar vardı.15 14. yüzyılda Kiev Ermeni cemaati Ukrayna‟yı yöneten Letonya Prensliği‟ndenayrıcalık almış ve aynı yüzyılda Ermeniler Moskova‟ya yerleşmeye başlamıştır. Ermeniler 14.yüzyılın ortalarında, Lvov‟da kilise inşa etmek için izin alabilmiştir. Rusya‟da yaşayanKatoliklere böyle bir imkânın tanınmamasına rağmen, Ermeniler bu hakkı alabilmiştir. Askeriyükümlülük taşımayan Ermeniler ticarete olan yatkınlıkları16 nedeniyle yaşadıkları bölgelerinticari hayatında birtakım başarılar elde ettiler. 14. yüzyıldan itibaren Moskova‟nın siyasiaçıdan önem kazanması ve merkezi Rus devletinin kurulması, Moskova‟nın güneydekidevletlerle yaptığı ticaretin gelişmesine imkân sağladı. Ermeni tüccarlar Volga nehri boyuncaMoskova‟ya kadar giderek ticaret ilişkilerini devam ettirdi. Moskova ticaretinde, sadeceKırım‟dan gelen tüccarlar değil, aynı zamanda Kafı‟dan (Feodosiya) gelen tüccarlar da etkilioluyordu. Bu tüccarlar arasında Kırım, Povoljye, ve Kafkasyalı Ermeniler de vardı. Bu Ermenitüccarlar zamanla Moskova‟ya yerleşmeye başladılar. 14. yüzyılın ortalarından başlayarakMoskova panayırlarında Ermeni tüccarların „ticaret evleri‟ kurulmuştu. 15. yüzyılın ortalarında Letonya Prensi 4. Kazimir‟in Ermenilere tanıdığı ayrıcalıklaronlara kendi evlerine sahip olmalarının yanında zanaat ve ticaretle uğraşmalarına da imkanısağlıyordu. Ermeni cemaatine iç yönetim hakkı tanınmış ve Ermenilerin kendi piskoposu vemühürleri olmasına izin verilmişti.17 Korkunç İvan‟ın, Moğolları yenilgiye uğratıp, 1552‟de

Kazan‟ı 1556‟da da Astrahan‟ı ele geçirdiği dönemde18, bu iki şehirde kayda değer Ermeninüfusu vardı. 17. yüzyılın sonuna doğru Ruslar Kafkasya‟ya gelip Terek nehri boyuncakoloniler kurunca, Ermeniler ve Gürcüler, Ruslardan Transkafkasya‟ya yayılmalarını talepettiler. Fakat Dağıstanlı Müslüman aşiretler, Rus ordularını bozguna uğratınca, Ruslar Tereknehrinin gerisine çekilmek zorunda kaldılar.19 Ancak bu askeri başarısızlık, ticari hareketliliği ve Ermenilerin bu hareketlilik içindeoynadığı rolü olumsuz etkilemedi. Rusya‟nın Hazar ve Kuzey denizleri ile Volga nehri gibiönemli su yolları üzerindeki denetimi, Avrupa ve Asya arasında, Avrupa gemilerininkontrolündeki yollarda hem daha ucuz hem de daha istikrarlı geçiş yolları yarattı. Ermenitüccarlar bu ucuz güzergahlardan çokça yararlandılar. İran‟daki Ermeni cemaatinin elverişlidurumu, Asya mallarının Rusya‟ya ve Avrupa‟nın geri kalanına ihraç edilmesini, Batımallarının ise Rusya, İran, Hindistan ve Osmanlı İmparatorluğu‟na ithalatını teşvik etti vehızlandırdı. Ermeniler, Kazan, Novgorod, Astrahan, Smolensk, Nijni-Novgorod, Arhangelskve Moskova‟da bir cemaatten çok ticaret üssü izlenimi uyandıran topluluklar kurdular.Astrahan bu ticaretin odak noktası haline geldi ve 1639‟dan itibaren burada gerçek anlamıyla bir Ermeni cemaati oluşmaya başladı.20 17. yüzyılda İran ve Hindistan‟daki Ermenileri temsil eden Yeni Culfa tüccarlarınınRusya‟yla ticari bağlarını güçlendirmeye karar vermeleri günümüz Rusya‟sında büyük birErmeni cemaati oluşumunun başlangıcı oldu. Tüccarlar, Çar Aleksey Mihailoviç‟e nadidearmağanlar sundular. Bu hediyelerin en meşhuru halen Kremlin Sarayı‟ndaki CephanelikMüzesinde sergilenmekte olan Elmas Taht‟tır. Bu çalışmalar sonucunda, Ermeni Tüccarlar veRus hükümdarı arasında 1667‟de bir antlaşmaya varıldı. Antlaşma başta ipek olmak üzere belirli İran mallarının Rusya‟da satışını Ermenilerin tekeline bırakıyor ve Ermeni tüccarlarasadece beş kuruş vergi yükümlülüğü getiriyordu.Yüzyılın sonunda, Moskova‟da Ermenilere aittabakhane kurulmuştu.21 Rusya‟nın Ermeni tüccarlara tanıdığı bu kolaylık, Kafkasya ve İran‟da ticaretleuğraşan Ermenilerin Astrahan‟a toplanmalarına ve ticaretin gelişmesine de yardımcı oldu.Rusya‟nın Kafkasya politikasındaki başlıca amacı, Osmanlı İmparatorluğu‟na karşıAvrupa‟dan müttefikler aramak, bu müttefiklerin arasına İran‟ı da alabilmek ve Kafkasya‟daHrıstiyan halklar üzerinde daha etkili olarak onları kazanmaktı. 1695‟te I. Petro, Safevi Şahınamektup yazarak ipek ticaretini kontrol eden Ermeni tüccarlara kolaylık sağlanmasını istedi. 22Mart 1711 tarihli kararname ile Ermenilerin Rusya ile ticaret yapmalarına daha geniş imkânlarsağladı. Bu sayede Ermeniler sınırda değil, Moskova‟ya vardıkları zaman vergi ödüyorlardı.Bu imtiyazla ilk defa olarak sadece Ermenilere vergi ödemeden ülkeden mücevher çıkarmamüsaadesi verilmiş oluyordu.22 Rusya‟da Ermenilere tanınan imtiyazlar çok geçmeden ticari alanın ötesine geçti.Ermeniler, Rus diplomasinin çeşitli birimlerinde istihdam olanağı bulabildikleri gibi, zanaatkârolarak Rus sarayında da hizmet etmeye başladı. Devletin sağladığı güvenlik ve destek 18.yüzyılda birçok Ermeni kolonisi yarattı. 1716‟a Rusya‟daki Ermeni Kilisesi, Rusların siyasiamaçlarından ötürü resmen tanındı ve merkezi Astrahan‟da bulunan bir piskoposluk makamı

tesisi edildi. Askerlik hizmetinden muaf tutulan Ermenilerin, kendi kiliselerini kurmalarına,dini ibadetlerini yerine getirmelerine, okul inşa etmelerine ve basın-yayın faaliyetleriyapmalarına izin verildi.23 Bu olanakların yarattığı teşvikle yeni bir liderlik ruhu Ermenicemaatine nüfuz etti ve bir siyasi kurtuluş umudunun ve buna dair planların doğmasına yolaçtı. III) Yeniden Bağımsızlık Umutları, İsrayel Ori ve Büyük Petro 16. yüzyılda Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı coğrafya Karabağ ve çevresiydi. ŞahI. Abbas‟ın hükümranlığı altında bulunan bu bölge Şah‟a bağlı Meliklerin yönetiminde beşyarı bağımsız bölgeye ayrılmıştı. Saltanat yoluyla iş başına gelen Melikler bu bölgelerinhakimi, yargıcı ve komutanıydı.24 Bu beş bölge ise Gence ve Terter nehirleri arasında kalanGülistan, Jiraberd, Haçen ve Terter nehirleri arasında kalan Haçen, Haçen nehri, Dizapetdağları ile Ballıçay suyu arasında kalan Varanda ve son olarak Dizapet dağlarından Arasnehrine kadar uzanan Tizak‟tı. Gülistan, Bağlaryan Melik ailesinin; Jiraberd, İsraelyan Melikailesinin; Varanda, Şahnazaryan Melik ailesinin ve Tizak, Avanyan Melik ailesininyönetimindeydiler.25 Her ne kadar Şah Abbas, Ermenilere birçok siyasi haklar bağışlamış olsa da halefleriErmenilere oldukça acımasız davrandı. Safevi hakimiyetinden kurulma arayışa girenErmeniler, bu amaçla 16. yüzyılda çeşitli heyetler vasıtasıyla Avrupa‟ya başvurdular. Bu arada Stepanos Salmastians 1541‟de Eçmiyadzin katagikosu seçildi. AncakSafevi hakimiyeti altında görev yapmanın imkansız olduğunu düşünüp istifa etti. 1547‟de bazı bölgesel liderler ile dini önderleri bir araya getirip Eçmiyadzin‟de gizli bir toplantı düzenledi.Toplantın amacı Ermenileri Müslüman egemenliğinden kurtarmanın yollarını bulmaktı.Toplantıdan Katagikos Salmastians‟ı Avrupa‟ya gönderme kararı alındı. Salmastians‟ın göreviErmenileri Müslüman egemenliğinden kurtarmaları için Papa ve Hırıstiyanlardan yardım talepetmekti. SalmastiansAvrupa‟ya vardı ve Papa ile çeşitli Avrupa milletlerine yardım için başvuruda bulundu ancak Ermeniler adına giriştiği tüm çabaları sonuçsuz kaldı.26 Salmastians‟ın yerine katagikosluk makamına Sivaslı Mikael27 geçti ve Safeviyönetiminin keyfi uygulamalarından dolayı istifa etti. 1547 yılında Eçmiyadzin‟de düzenlenengizli toplantıda hazır bulunan Mikael, 1562‟de Sivas‟ta benzer gizli bir toplantı tertipledi.Ancak bu toplantıdaki delegeler tamamen rahiplerden oluşuyordu ve amaç sadece Safevi hâkimiyeti altındaki Ermeni topraklarını değil aynı zamanda Türk hakimiyetinde bulunanErmenileri ve yaşadıkları bölgeleri bağımsız kılmaktı. Üyeler yine Papa ve HırıstiyanlardanErmenilerin kurtuluşu için yardım talep etmek üzere Avrupa‟ya delegeler gönderme kararıaldı. Heyetin başında kadim Ermenistan‟ın krallarının soyundan geldiğine inanılan TokatlıAbgar ( Abgar Tokattsi) vardı. Abgar ve oğlu Sultanşah beraberlerinden bir papaz ile birlikteMayıs 1532‟de Avrupa‟ya doğru yolla koyuldular. Heyet Avrupa‟da Papa IV.Pius ilegörüşmeyi başardı ve Papa Abgar‟a kendisini Ermenistan‟a kral olarak geri döndüreceğine dairsöz verdi. Ama aslında Papa, Roma ve Ermeni kilisesi arasında dini bir bütünleşmeyi

amaçlıyordu ve bu hedef için Abgar‟la birlikte Eçmiyadzin‟e bir papaz gönderdi. AncakPapa‟nın görevlendirdiği papaz Ermenistan yolunda öldü ve Sivas delegelerinin girişimi de başarısızlıkla sonuçlandı.28 17. yüzyılda Pers Ermenileri bağımsızlık için çabalamaktan vazgeçmediler.Eçmiyadzin katagikosu IV. Culfalı Hagop ( Hagop Çugayetsi), 1677‟de, Karabağ Meliklerinive önde gelen din adamlarını gizli bir toplantıya çağırdı. Toplantıda Ermenilerin ve Ermenitopraklarının Müslüman idaresinden kurtulması için Avrupa‟ya gidip destek çağrısında bulunacak bir delegasyon kurulmasını önerdi.29 Heyet aynı zamanda Ermeni kilisesini Romakilisesi ile birleştirme için Papa‟ya bir teklif götürecekti. Ancak Papa‟nın desteğine karşılıkErmeni kilisesinin bağımsızlığı vermek heyete başkanlık edecek katagikos Hagop‟un hiçistemediği bir şeydi.30 Heyet İstanbul‟a vardığı sırada Hagop‟un ölmesi heyetin bu girişimiakim bıraktı. Fakat delegelerden biri, henüz yirmi yaşında olan ve heyete babasın yerinekatılan İsrayel Ori görevden vazgeçmeyerek yola devam etti. Ori, önce Venedik‟e sonraFransa‟ya vararak burada Fransız ordusuna katıldı.31 Ori, Fransa‟da yirmi yıla yakın bir süre kaldı. Bazen ticaretle uğraştı bazen paralıasker olarak görev yaptı. Avrupa‟da kaldığı süre zarfınca buradaki Hırıstiyan liderlerle sürekliolarak Ermenistan‟ın bağımsızlığı meselesini görüştü. Nihayet Palatinatlı Prens JohannWilhelm‟in hizmetine girdi. Ermenistan tacını Prens Wilhelm‟e öneren Ori, sonunda onunilgisini çekmeyi başardı. Prens, Gürcistan Kralı ve Karabağ Meliklerine yazdığı destekmektuplarını Ori‟ye verdi. Nisan 1699‟da Ori, her kesin kendisini öldü zannettiği sırada geridöndü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir